Ekonomi Nereye gidiyor…
Türkiye'de 23 yıl önce iktidar değişti. Ardından paramızdan 6 sıfır atıldı. Para birimimiz Yeni Türk Lirası olarak geçiş dönemi yaşadı. Daha sonra tekrar TL'ye geçiş süreci yaşandı. 1 Dolar 1,7 TL civarında seyretti. Bu dönemler ekonomi altın çağlarını yaşıyor. Memur, işçi, emekli rahat bir yaşam sürüyordu. Enflasyon tek haneli rakamlara düşmüş, fiyat artışları bugünkü gibi çok yüksek seyretmiyordu. Sonra ne mi oldu. Türk Lirası tekrar değer kaybını yaşamaya başladı. Çok değil bundan 12-13 yıl önce bir sihirli el dokunmuşcasına TL değer kaybetmeye başladı. Döviz ise değerlendikçe değerlendi. Şimdi ise 90'lı yıllarda yaşadığımız gibi her gün zam gelmeye, bütçeleri tekrar gözden geçirdiğimiz günlere geri döndük.
Neden böyle oluyor, Evet özelleştirmelerden devlete kambur denilen büyük kuruluşların hemen hepsi özelleşti. Devlet elindekileri sattıkça o günler devam edecek zannederek özelleştirmelerden gelen kaynakları tüketti. Sonra ne mi oldu? İşte burası dahada önemli kaynaklar bitince devlet vergi ve harçlara özel tüketim vergilerine yüklendi. Bu da yetmezmiş gibi şimdi Özel tüketim vergi oranlarını yüksletmeye, verginin vergisini almaya başladı. Bu da insanları sabit gelirlileri yokluğa yoksulluğa götürmektedir.
Bir insan düşünün doğar, yaşar ve ölür. Yaşarken yaptığı her şey ekonomisine etki eder. Ya sabit bir maaş ile çalışır. Yada al-sat yaparak elde ettiği kâr ile yaşamını idame ettirir. Al -sat yaparkende bazen pahalı yada değerinde aldığı malı ucuza satar, vadeli aldığı malı hizmeti ucuza satarak günü kurtarmaya çalışır. Şimdi bu şekilde yapılan işler sonıunda sıkıntıya ödemelerini yapamamasına neden olur. Buna genelde iflas etti." 0"ı tüketti denir.
Peki devlet dediğimiz yapı nasıl işler. Halktan aldığı vergiler, harçlar , kiralar ile yaşar. Devlet malı özellikle müslüman, kendini bilen herkes için kutsaldır. Devlet malı için söyşenmiş güzel atasözlerimiz vardır. Devlet malı kutsaldır. Devlet malından bir hırka bile aşıranın cenaze namazı kılınmaz, gibi bir çok ata sözümüz vardır. Devletçilik ilkesinde devlet büyük yatırımları yapar, vatandaş ise ekonomisinin yettiği işleri yapardı. Aslında bu yapı insan elinde hantallaştı. Sonunda da alınan kararlar ile satıldı. Özelleştirildi. Bu kurumları alan insanlar ve yapılar ya buraları kapattı, arsalarını ve malzemelerini sattı. Sonunda büyük çabalar harcanarak kurulan tesisler kapandı . Buralarda çalışan birçok insana, devlet tarafından çalışmadan paralar ödendi. Ödenen bu paralar milletin paralarıydı. Birçok kişi de değişik yerlerde çalıştırılarak, alakasız işlerde istihdam edildi.
Sonuç ne mi oldu? Devletin imkanları çar-çur edildi. Ardından yaşanan 15 Temmuz darbesi ile devlet içinde devlet olmaya çalışan bazı yapıları temizleme sürecini yaşadı. Tabi ki de, bunun ekonomik bir bedeli oldu. Buna ek olarak dışarıdan yatırımcı gelmedi ve içeride de yani ülkemize gelen yatırımcı da ülkeyi terk etti. Hatta ülkemizde ki bir çok holding, grup da başka ülkelere yatırım yapmak amacıyla gitti. Yatırımcı uygunluk arar! Kâr neredeyse oraya kayar. Malesef ülkemizde de aynen bu şekilde sıkıntılar yaşanmıştır. Siz buna ister dış güçler deyin, ister başka isim verin bu her zaman böyledir. Devlet teşebbüsü haricinde kurulan her işletme, kârlılık düşünür. Tabi Ortadoğu da yaşanan savaşlarında ekonomimizi etkilemesi, yaşanan mülteci akınının ülkemizde yaşananlar olumsuzluklara etkisi az değildir. Demografik , ekonomik yapımızı büyük oranda etkilemiştir.
Sayın ve sevgili okurlarım malesef ekonomimiz düzelme sürecine ne zaman girecek diye bekliyoruz. Ekonomi kendiliğinden yada dua ile düzelmez, çalışarak, üreterek, ütrettiğini satarak, gelişir büyür. Şimdilik sevgiyle kalın.































